Sunday, August 23, 2009
Gusto: Niğde Gazozu
Kendisiyle tanışıklığımız, dostum Berk'le Ankara'da Ulus-Anıttepe-Kızılay-Atakule-Oran-Panora Alışverişi Merkezi'ni yüreyerek katettiğimiz o efsane güne rastlar. Yazın her zamanki gibi Ankara, aşırı sıcaktır ve Anıtkabir'i gezmekten yorulan ve terleyen biz, çareyi bir büfeden içecek bir şeyler alıp rahatlamakta bulmuştuk. O an su içmek yerine farklılık yapalım dedik ve bu efsanevi gazozla tanıştık. Niğde gazozunu diğer gazozlardan daha güzel yapan en önemli özelliği, efsanevi frambuaz aroması. Bir kere içtiniz mi, o frambuaz aromasının tadını alabilmek için şişeyi dillemek bile isteyeceksiniz(bknz. Sprite Acımasız Gerçekler). İstanbul'da pek rastlamadığım Niğde Gazozu'na, yolunuz eğer Ankara'ya düşerse mutlaka denemenizi öneririm. Sucks Fruko, Uludağ, Çamlıca. Go Niğde Gazozu!!!
Saturday, August 22, 2009
Gusto: Sur Ocakbaşı
Ramazan ayına girip, sofralarımızın şenlenmesinin etkisiyle sizlere önerebileceğim birkaç lezzet duraklarından bahsedeceğim. İlk olarak bahsedeceğim mekan, Fatih'te Kadınlar Pazarı'nda yer alan Sur Ocakbaşı
Sur Ocakbaşı veya insanların Sur Kebap olarak bildiği bu lezzet durağını kesinlikle Fatih'in en iyi kebap yapan yeridir diyebilirim. Sur Kebap olarak adlandırdıkları karışık kebap bir kere çok doyurucu. Benim gibi doymayan birini rahatlıkla şişirebilecek bir yoğunlukta. Kocaman tepsinin içerisinde bulgur pilavı, adana, tavuk şiş, et şiş, ezme, soğan, domates ve kırmızı lahana sunulmakta. Adanası, tavuk ve et şişi gayet lezzetli olmakla beraber, bulgur pilavı pek hoşuma gitmedi. Biraz kuru gibi geldi.
Sur Kebap'ın ardından mide de pek boşluk kalmasada, üstüne cila niyetine alabileceğiniz çok özel bir Sur Ocakbaşı tatlısını yemenizi öneririm: Sur Tatlısı. İrmik helvasının altına dondurma konularak servis edilen bu tatlı, hayatımda yediğim en güzel tatlılardan. İçerisinde yanılmıyorsam bir tür peynirde var ve duyumlarıma göre Sur Ocakbaşı bu tatlıyla, uluslararası bir yarışmada Türkiye'yi temsilen yarışacakmış.
Bu kadar artının yanında, elbet mekanın eksileri de bulunmuyor değil. Bir kere servis çok kötü diyebilirim. Garsonların hal ve tavırları çok kötü. Herhangi bir isteğinizi çok zor duyarabiliyorsunuz ve çok tepkisizler. İyi niyetle yaklaşık bu durumu, Ramazan'ın ilk gününde iftar öncesi gitmemize ve onların ilk gün stresi yaşamasına bağlıyorum. Nitekim garson çıkışta özür niteliğinde böyle bir şeyler de söyledi.
Sur Kebap, Sur Tatlısı, çiğ köfte ve içecekle kişi başı maksimum 25 lira arası çıkabileceğiniz bu mekana gitmenizi öneririm. Kesinlikle verdiğiniz her kuruşun hakkını veren bir yer. Bu kadar Vedat Milor'culuk yeter, ilerleyen günlerde başka lezzet duraklarını tanıtmak dileğiyle.
Friday, August 14, 2009
Dialogue #2
MBU: Sabri'ye ne diyorsun fatih?
FMK: Baba adam aşmış süper bir genç hem de komik bir adam ve de gerçek Galatasaraylı.Bir röportajında ömür boyu Galatasaray'dayım demiş.
FMK: Tekniği süper ayrıca sağ kanat sorunumuza ilaç.
Bu dialog icq aracılığıyla 26.08.2003 tarihinde gerçekleşmiştir.
FMK: Baba adam aşmış süper bir genç hem de komik bir adam ve de gerçek Galatasaraylı.Bir röportajında ömür boyu Galatasaray'dayım demiş.
FMK: Tekniği süper ayrıca sağ kanat sorunumuza ilaç.
Bu dialog icq aracılığıyla 26.08.2003 tarihinde gerçekleşmiştir.
Sabri 17 Trilyon
Geçenlerde ahminelaşk'tan lise yıllarında yaptığımız icq üzerinden konuşmaları edindim. Genel itibariyle konuşmalar "Hakan Cimbom'da baba", "şu kıza hastayım" , "X'te de fena bir vücut var" ve "Rap vs. Metal müzik" şeklinde olsa da biraz karıştırdıktan sonra çok enteresan bir habere rastladım. Haber 2003-2004 yıllarında umut bağladığımız Fatih Terim'in altyapıdan çıkardığı bitmek bilmeyen mücadelesi, hırsı, presi ve etkili uzaktan şutlarıyla tanıdığımız birisi hakkında: Sabri Sarıoğlu. Şimdi size o yıllarda Tuttusport'un vermiş olduğu haberin detayını minelaşkla birlikte yapmış olduğumuz konuşmada göstereceğim
Thursday, August 13, 2009
Futbol Bilgi
Lise yıllarında oynadığımız bir oyundu "Futbol Bilgi". Erkek öğrenciler, iki takıma ayrılır ve bir de futbolla ilgili soruları soracak ikili-üçlü soru ekibi olur. Soruya ilk olarak doğru cevabı veren 1 puanı alır, olurda yanlış cevap verirse karşı takım 1 puan kazanır. Futbol Bilgi'de hız önemlidir ama bazen soru ekibinden soruyu soran kişi sorusunu bitirmeden masaya elinizi vurup cevabı söylerseniz rakibe puan kazandırabilirsiniz. Şöyle ki : A:" Galatasaray Uefa Kupası finalinde karşılaştığı.....", hızla ve haşimle B: Arsenal A: " Galatasaray Uefa Kupası finalinde karşılaştığı rakibin 9 numaralı oyuncusu kimdir?" gibi:)
Şimdi lisede oynadığımız oyunun kurallarını anlattıktan sonra sizlerle bugün ahminelaşkla karşılıklı olarak yarıştığımız bir video paylaşacağım. O anlık 2 kişi olduğumuz için lisedeki kural formatımızdan çıkıp soruları karşılıklı birbirimize sorduk. İlerleyen günlerde daha geniş bir kadroyla "Futbol Bilgi" yi görebileceksiniz. Şimdilik sizi "Demo Futbol Bilgi" yle başbaşa bırakıyorum
Not: Friedel Liverpool'dan gelmedi minelaşk
Not2: Kamerun sorusunu ilk olarak yanlış sormuşum sonlarda toparlamışım
Wednesday, August 12, 2009
Saturday, August 8, 2009
Dialogue
+Abi dürüm yapıyor musunuz?
-Evet yapıyoruz
+Ne kadara yapıyorsunuz peki?
-10 TL
+Niye bu kadar pahalı peki, İstanbul'da en kral dürüm 5 TL
-Biz dürümü lavaşta yapıyoruz.Bizim yaptığımız dürüm daha uzun oluyor.Ayrıca buranın sahibi de hacı da ondan.
+Peki abi kolay gelsin.
-Evet yapıyoruz
+Ne kadara yapıyorsunuz peki?
-10 TL
+Niye bu kadar pahalı peki, İstanbul'da en kral dürüm 5 TL
-Biz dürümü lavaşta yapıyoruz.Bizim yaptığımız dürüm daha uzun oluyor.Ayrıca buranın sahibi de hacı da ondan.
+Peki abi kolay gelsin.
Saturday, August 1, 2009
Marbury Sapıttı
Bundan 3-4 yıl evveline kadar NBA'in önemli pointguard larından biriydi ve bugün böyle kötü bir noktada olacağını görmek kendime adıma pek ihtimal vermediğim bir durumdu. İşler beklenildiği gibi gitmiyor tabi. Hem kendi akılsızlığından ve hemde ailevi nedenlerden, durumun böyle olduğunu söyleniyor. Buna bağlı olarak Marbury, geçenlerde justintv üzerinden 7/24 canlı yayın yapmaya başlamış ve basketbol geleceğeni geçtim, kafa olarak sıçışlara geldiğini gördüm. Bu videoda da Marbury'nin parmaklayıp vazelin yediğini görüyoruz. Bu tür şeyleri bırakıp en kısa zamanda kendisini Avrupa'da bir takımda görmeyi diliyorum. Marbury'e de burdan şu sözü armağan ediyorum: "Ne oldum değil, ne olacağım demeli"
Thursday, July 30, 2009
Kopalım Bari
Davut Güloğlu'nun son şaheseri: Kopalım Bari. Albümü dinlemedim sadece klibi gördüm ve düşündüklerimi klip üzerinden aktaracağım. Valla Rizeli değilim ama Rizelilerin ne düşündüğünü az çok tahmin edebiliyorum. Tüm bu duyguları Rize'ye pay biçmekte doğru olmaz. David'in TV programında yaptığı açıklamaların aksine milletin bu parçaya olumlu gözle baktığını pek düşünmüyorum. Tamam Karadenizlisin, isyankarsında bu mudur arkadaş isyankarlık: kafandaki kep mi yani, yaptığın pop rap mi yani, nakit değil mi çek mi yani olmadı kopalım bari.
Şarkıyı geçtim klibin arasındaki o anlamsız seslerede anlam veremedim. Küçükken yabancı bir şarkıyı söylemeye çalıştığımızda, saçma sapan çıkardığımız seslere benziyor. Yaptığını küçük çocuk bile yapmaz David.
Son olarak da David, o kıyafetler nedir hacı allah aşkına? Yani tamam çok ateşlisin delikanlısında her bir giysinin önü açık mı olur arkadaş. Ayrıca o atletimsi yırtık beyaz şeye de anlam veremedim. Ha birde korsemsi şeyde pek bir enteresan. Gençliğimizden beri Naftiamerika izleriz, ben onlarda bile bu kadar seksi bir giysi göremedim.
Davutçuğum sana tavsiyem David olup böyle saçma sapan şeylere girişmene gerek yok. Davud ol, Rizeli ol, enternasyonelliğe gerek yok
Klip için buyurun
Şarkıyı geçtim klibin arasındaki o anlamsız seslerede anlam veremedim. Küçükken yabancı bir şarkıyı söylemeye çalıştığımızda, saçma sapan çıkardığımız seslere benziyor. Yaptığını küçük çocuk bile yapmaz David.
Son olarak da David, o kıyafetler nedir hacı allah aşkına? Yani tamam çok ateşlisin delikanlısında her bir giysinin önü açık mı olur arkadaş. Ayrıca o atletimsi yırtık beyaz şeye de anlam veremedim. Ha birde korsemsi şeyde pek bir enteresan. Gençliğimizden beri Naftiamerika izleriz, ben onlarda bile bu kadar seksi bir giysi göremedim.
Davutçuğum sana tavsiyem David olup böyle saçma sapan şeylere girişmene gerek yok. Davud ol, Rizeli ol, enternasyonelliğe gerek yok
Klip için buyurun
Wednesday, July 29, 2009
Goal 3 Taking On The World
-Hafif Spoiler İçerir-
Genel olarak kötü bir seri olan Goal Serisi'nin en kötü filmi Goal 3. Bir kere öyle filmin afişindeki gibi futbolla çok ilgili değil. Üç beş tane 2006 dünya kupası'ndan görüntü, iki tane İngiliz Milli Takımı'ndan kahramanlarımız (Liam Adams ve Charlie Braithwaite) ve biraz da İngiliz seyirciler. Abartısız filmin futbolla ilgisi bu.Onun dışında film iki uslanmaz İngiliz topçusunun futbol dışında kalan hayatlarını anlatıyor diyebiliriz. Ha yönetmeniz deseydi filmin sonunda "Bu film Marc Vivien Foe'lere adanmıştır" diye o zaman eyvalla derdim ve de bence daha da anlamlı olurdu. Serinin asıl kahramanlarından Santi nerede diyecekseniz onu da sakatlanmış ve Dünya Kupası'nda oynayamayacak durumda olduğunu görüyoruz. Anladığım kadarıyla çakma topçuları gerçek futbol sahasına yerleştirmek biraz pahalıya gelmiş ve de Santi'yi de çıkartarak daha da kolaya kaçmışlar.
Goal 3 'te de futbol filmlerinin vazgeçilmez kurallarından biri uygulanmış. Green Street Hooligans'tan Bovver adıyla tanıdığımız Leo Gregory ve The Football Factories'den Milwall Reisi olarak bildiğimiz Tamer Hassan, bu filmde de başrol oynayanlardan biri. Futbolla ilgili filmler için anladığım kadarıyla kısıtlı bir oyuncu kadrosu var. İzlediğim çoğu filmde tanıdık bir yüz illaki gördüm.
Bu kadar bok attın hiç mi izlenmez derseniz, June adlı ablanın çok güzel bir kızı var Bella diye şirin mi şirin. Onun bulunduğu kısımları izleyin ama o da topu topu 1dk falan gözüküyodur. Onun içinde bütün bir film izlenmeye gelmez bir kare koyarım yeterli olur.
Sonuçta, Goal 3 gayet dandik bir film ve izleyecek olanlara tavsiye etmem. Boşuna 90 dk. nızı ziyan etmiş olursunuz. Onun yerine Sivasspor'un maçlarını falan izliyin. Bol bol gol görmüş olursunuz.
Sunday, July 26, 2009
Sarı Yumruklar - Kripoe

Graffiti, stencil ve bilimum sokak sanatı pek ilgilendiğim bir şey değil. Nasıl yapılır nasıl olur bilmem de. Beyoğlu - Beşiktaş -Eminönü hattı arasında mekik dokuyan biri olduğumdan graffiti pek ilgilenmediğim bir şey olmasına rağmen bu hat arasındaki sarı yumruklar haddinden fazla dikkatimi çekmeye başladı. Bu graffitilerin sahibi "Kripoe" adıyla bilinen Türkiye'ye Erasmus'la gelmiş Alman sanatçı Matthias Wermke. Kendine has bir stili olmasının yanı sıra, bu sarı yumrukları hiç ummadığınız bir binanın üst taraflarında veya "oraya çıkıpta nasıl yapmış" diyebileceğimiz yerlerde bulunmakta. Kendisi şu anda Türkiye'de mi bilmiyorum ama yakın zamanda Eminönü civarındaki bu sarı yumrukları da kareleyeceğim.Tünel - Galata arasında karelediğim Kripoe çalışmalarını şurdan görebilirsiniz. Unutmadan internette "Kripoe" Matthias Wermke'yi merak eden baya kişi gördüm.Pek net olmasada buyrun.

Matthias Wermke
Saturday, July 25, 2009
Wednesday, July 22, 2009
Friday, July 17, 2009
Ah Zaire !
Zaire'nin 1974 Dünya Kupası'nda Giydiği Forma
Thursday, July 16, 2009
Beyoğlu Sineması'nın Kıyağı
Stajdı, sipordu bok püsürdü derken Beyoğlu Sineması'ndaki Yılmaz Güney filmlerinin ancak 2 tanesine gidebildim. Fakat beyoğlu sineması benim gibi sinemaseverlere bir kıyak yapmış ve Yılmaz Güney filmlerini 24 Temmuz- 13 Ağustos tarihleri arasına tekrardan koymuş. Programa şurdan bakabilirsiniz : http://www.beyoglusinemasi.com.tr/fest.php?id=30 . Biletler 5 TL yine fiks. Mekanıda anlayın artık.
Wednesday, July 15, 2009
Patlayanzi
Zaten yurtdışına gidiceğimiz yok. Gitmek istesek bi sürrü engel çıkıyor. Şimdi de pasaport cüzdanına zam gelmiş. 135 TL olmuş . İyi bok olmuş.
"Maliye Bakanlığı, pasaport ve ehliyet gibi değerli kağıt ücretlerine tam yüzde 50 oranında zam yaptı. Buna göre ilk defa pasaport çıkaracak olanlar 90 lira yerine 135 lira, ehliyet alacak olanlar da 40 lira yerine 60 lira ödeyecek."
"Maliye Bakanlığı, pasaport ve ehliyet gibi değerli kağıt ücretlerine tam yüzde 50 oranında zam yaptı. Buna göre ilk defa pasaport çıkaracak olanlar 90 lira yerine 135 lira, ehliyet alacak olanlar da 40 lira yerine 60 lira ödeyecek."
Tuesday, July 7, 2009
Almak Lazım

Son günlerde bende enteresan bir Lomo makine sevdası başladı. Bu Toy Cam'lerin bir sürü çeşiti mevcut. Dört lenslisinden, iki lenslisine ne biliyim Andy Warhol'u anarcasına Pop Art şeklinde çekeni mi dersiniz. Lomo'yu eski Sovyet makinesi olmasından dolayı seviyorum ama çok sikko bir manifesto tarzı bi şeyler çıkarmışlar o hoşuma gitmedi."Yok her gün yanınızda taşıyın yok asla düşünmeyin". Bunlar işin pazarlama dalgaları ama hoş değil. Hoş olmayan bir şey daha var tabi. Gittigidiyor'da maksimum 60 tl gördüğüm makineyi Ömer Hayyam'da 200'e satıyorlar.Pazarlıkla 175. Siktir Git Ömer Hayyam!!!
Gitmek Lazım
Baymak
Uzun zamandır bloguma bir şeyler karalamıyorum . Artık futbola ara verilmesinden midir bilmiyorum şu dönemde aşırı derecede futboldan baydım ve bu aralar futbolla ilgili bir şeyler yazıcağımı düşünmüyorum. Ha arada siporla ilgili seyler yazarım belki ne biliyim NBA'di bayan basketboluydu veya önümüzde varsa Akdeniz Oyunları gibi bir sipor aktivitesi yazarım ama bundan sonra yazacağım şeyler spor dışında olucak. Neyse bu geyik dönüş yazısından sonra görüşmek üzere diyelim.
Saturday, May 23, 2009
Rabbime Sordum Cleveland Dedi
Kemal Unakıtan'ın karısı Ahsen Unakıtan meğerse bunu kastediyormuş. Cleveland'ın şampiyon olacağını söylemek istemiş ama bunu ancak bugünkü maçta Lebron James'ın maçın bitimine 1 saniye kala kazandırdığı bu basketle ve serininin 2-0 olmamasına izin vermesiyle anladım.NBA'in geleceği adına,Ahsen Unakıtan'ın ilerleyen günlerde yapacağı açıklamaları takip edeceğim.
Saturday, April 18, 2009
Amele Yanığı
Wednesday, April 8, 2009
Green Street Hooligans 2
Prison Break+ birazcıkta Futbol = Green Street Hooligans 2. Benim için bu filmin tanımı budur.İlk filmdeki gibi zengin sayılabilecek bir oyuncu kadrosu yok GSH2'nin.Filmin tamamı hapishanede ve ilk filmden tanıdığımız (Jennifer Love Hewitt'in nişanlısı Ross McCall) Dave karakterinin üzerinden gelişmektedir.Dave malumunuz ilk filmdeki olaylardan dolayı hapishanededir ve hapishanede de zenciler-beyazlar gibi ırksal kavgaların aksine West Ham-Chelsea gibi destekledikleri takım uğruna bir dövüş içerisindedirler.Tabi olayların başı böyle gelişir ve kahramanımız Dave ve arkadaşları başka bir yere aktarılır.Burada da peşini Marc ve çetesi bırakmaz.Marc bulunduğu bölgenin uyuşturucu,koko ve sigara satışı gibi işleri ayarlayan ve burdan kaymak yiyen bir suçludur.Dave'i de sindirmek ister ama işler istediği gibi gitmez.Yaklaşık bir saat-bir saat 10 dakika gibi film böyle sürer.Hapishaneye yeni suçlular alıncağı için ve hapishanenin kapasitesi yeterli olmadığından, hapishanenin müdürü bazı suçlaları serbest bırakma kararı alır ve dışarıda suç işlemeyecek kişilerin listesini ister.Listenin son 3 kişi hariç tamamı belirlenmiştir ve hapishane müdürü bu son 3 kişinin yapılacak futbol müsabakasını kazanan 3 lünün olacağını belirtir.Dave ve Marc, son bir kez sahada mücadele edecektir...

Green Street Hooligans'ı ilk izlediğimde çoşmuş,sevinmiş ve hüzünlenmiştim.Ayrıca İngiliz taraftar kültürünü anlamak açısından gayette doyurucuydu.Bu film ise konusuyla ve ilk filmin oluşturduğu beklentiyle benim için büyük bir hayalkırıklığı.Beklentiniz benim gibiyse izlememenizi öneririm ama yok hayır futbol olsun nasıl olursa olsun diyenlerdenseniz canınız sıkılmayacağı bir 90 dakika sizi bekliyor...
Wednesday, March 18, 2009
NTVSpor - Bana Afyonumu Verin!!!

NTVSpor, televizyonda en fazla izlediğim kanaldır herhalde.Futbol bünyede afyon etkisi yarattığı için canım sıkıldıkça açarım NTVSpor'u vücuttaki uyarılan yerlere veririm zehiri.Tabi arada farklı tat ister bünye, bu sefer açarım NBATv yi veya Eurosport'u.I Love This Game derim bünye rahatlar,baktım o da sarmadı, o saatten sonra beni paklasa paklasa Ski Jumping paklar(Leal'e saygı ve sevgi.Bakınız 21 yıl öncesi.).
Her ailenin haftanın her gününe yaydığı ve izlemekten zevk aldığı veya can sıkıntısından izlediği bir dizi olduğu gibi benimde haftanın her gününe yaydığım ve zevk aldığım belli başlı spor programları var.Pazartesi NTVSpor'da Sergen Yalçın ve Hakan Ünsal'ın yorumladığı, Ercan Taner'in sunduğu Futbol Zirvesi'ni, hiç bir diziye değişmem.Her ne kadar Hakan Ünsal ve Sergen Yalçın'ın küçük dünyaları ben yarattım edasında konuşmaları olsa da, futbolun içinden gelişmiş olmaları ve şu anda yaşanılan birçok şeyi kendilerinin yaşamış olması nedeniyle yorumlarını yaparken gayet samimi olmaları , pazartesi günü Doktorlar yerine bana çokta güzel bir alternatif sunuyor.
Günlerden Salı oldu mu iş tabi biraz değişir.Pazartesi günün o hararetli futbol programlarını bulamazsınız televizyonda.İşte tam o sırada NTVSpor bize yine bir alternatif sunar:Gol.Gol'ün Salı günü olması ,cebinde para unuttuğum pantolonumdan para bulduğumda yaşadığım sevinç gibidir.Salı günü gibi ne idüğü belirsiz bir günde Mert Aydın, Güntekin Onay ve Ersin Düzen triosuyla Avrupa'dan futbola doyarım adeta.Avrupa futbolu hakkında her yerde çok duyamayacağımız şeyleri burada duymak, beni bu programa çeker.
Çarşamba günü ise kritik bir gündür benim için.Yaprak Dökümü, izlediğim tek Türk Dizisi'dir.NTVSpor'da ise bu sefer Not Defteri vardır.Aman Allah'ım ne zor bir karar!Tabi bünye yine dayanamaz, zayıf düşer açar Not Defteri'ni.Futbol Zirvesi ve Gol'den öte Not Defteri'ni daha çok severim.Fuat Akdağ ve özellikle Rıdvan Dilmen'in geçmişten anlattığı futbolun içinden olan anılar çok hoşuma gider.Hafta içerisinde yaşanmış enteresan sözleri ve olayları ele alması hoşuma gidiyor belki de.Arada aldığı konuklarda işin tuzu biberi oluyor tabi.Gerçi konukların olmadığı haftalarda programın 1 saatlik olması, bu afyonun benim için geçici bir zevk olduğunu hatırlatmıyor değil.
Gün olur perşembe herkes Yasak Aşk Aşk-ı Memnu'ya dalarken benim için Maç Toplantısı başlar.Pazartesi günkü kadroya Gürcan Bilgiç katılır.Bu sefer Ercan Taner; Sergen'i, Hakan'ı ve Gürcan'ı kara tahta karşısında o haftaki Süper Lig maçlarını yorumlaması için sözlüye kaldırır.Sergen'in özellikle tahtayı çok kirletmesinden, öğrencilik yıllarında defterinden yazısını okuyamayacağımız bir öğrenci olduğu izlenimini alırım.Hakan Ünsal ve Gürcan Bilgiç daha derli topludur.Sergen Yalçın ise, plajda yapılmış kumdan kaleyi bozan çocuk gibidir.Tabi bu bahsettiğim şeyler yorumları için değil elbette.Sergen neşesidir programın.Afyondan sonra alınan zevk gibidir.Tabi Maç Toplantı'sı biter, gönlümüzde sonsuz olan anlık zevkte o an biter.
Cuma, Cumartesi ve Pazar zaten futbol günüdür.Yani afyonun zehrinin iyice kana karıştığı günlerdir.Bu günlerde kafa hepten uçar.Keşke Portekizli Diktatör Salazar'da bu afyonu fazlasıyla alabilseydi.
Tuesday, March 10, 2009
Wednesday, March 4, 2009
TSL'den madde madde #5 (22. hafta)
Friday, February 27, 2009
TSL'den madde madde #4 (21. hafta)
-Geçen hafta söylediklerimin tersine iddaa oynayanlar voleyi vurmuştur herhalde.Gaziantepspor, Beşiktaş'ı yener dedik, 3 tane yedi.Ha Antep kazanamaz mıydı?Bence kazanabilirdi.Son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsalar Tabata'nın takımı belki de şu maçtan galip ayrılan taraf olacaktı.Beşiktaş'ta Nobre 2 gol attı ama Nobre'den daha fazla katkı yapan bir isim vardı:Rodrigo Tello.Adam orta yapıyor, içeri katediyor şut atıyor.Delgado ve Yusuf'un yapması gereken şeyleri Tello, kanat oyuncusu olmasına rağmen daha fazla yapıyor.Beşiktaş eğer deplasmanda kazanırsa şampiyon olma şansı diğer takımlara göre daha fazla ama ben yine de şampiyon olabileceğini düşünmüyorum.
-Fenerbahçe ise tahmin ettiğim gibi yenildi.Gençlerbirliği daha etkili olan taraftı ve kazandılar.Attıkları gol bariz balık.Rakibin moralini bozan cinsten.Lugano, Güiza'ya nazire yaparcasına attı yine golünü ama yan hakeme takıldı.Kameralardan belli olmuyordu tam ama bence ofsayt kararı doğru bir karar.Önder ise Luciano'dan kalma günleri özlemiş ve "Dur birazda voleybol oyniyim lann" demiş.Bu hafta Kadıköy'de Sivas'la oynayacak Fenerbahçe. Kazanması gereken kritik maçları kendi sahasında kazanıyor Fenerbahçe.Bence Sivas'ı da yenecektir(yensinde üst taraf daha da karışsın).
-Taner'e Lig Tv golcüsü dedik yok 4 büyüklere atıyor sadece dedik ama bu hafta fena çoştu ve 4 gol atarak ligdeki gol sayısını 13'e çıkardı.8 tanesini 4 büyüklere attı.Maça dönersek ilk goldeki vuruşu çok güzeldi Taner'in.Mehmet Topal ise yıllardır Türk futbolunun müzdarip olduğu bir duruma el attı ve uzaktan şut çekti ve golü buldu.Türk Futbolu'nun en büyük eksikliklerinden bu uzaktan şut atma hadisesi.Topal inşallah bu özelliğini geliştirir ve sık sık maçlarda dener.Ceza sahasına girip gol atacaksın diye bir kural yok yani bildiğim kadarıyla.Onun dışında maçın kırılma noktası Baros'un topuğuyla önüne alıp gol yapamadığı vuruş ve penaltıdır diyebiliriz.Futbol bu boş buldun mu atacaksın yoksa lig sonuncusundan 5 yersin.Unutmadan Sabri Sarıoğlu, mümkünse sen uzaktan şut falan atma!(kapak - Galatasaray:4 Bordeaux:3)
-Kayserispor'a da Adana'da oynamak yaramadı haliyle.Gerçi deplasmanda veya evde oynamak onlar için fazla önem taşımıyor.İçeride(17) ve dışarıda(16) aldıkları puan hemen hemen aynı.Bursaspor maçından evvel aynıydı hatta.İki takımda, gol atmaktan çok yememeyi düşünen takımlar.Nitekim maçta kısır geçti.Pozisyonlar hep duran toptandı.Kayseri'de bu hafta Eskişehir'de berabere kalır.Bunu da not edin.(banko 0)
-Bu haftanın en enteresan maçıydı.Ankaraspor'un kalecisi Senecky çok kamilce bir kırmızı kart yedi.Ondan sonra zorlaştı tabi Ankaraspor'un işi.Serkan Atak, penaltıyı attı haliyle ama penaltıdan çok Hacettepe'nin bir ikinci golü var ki 10 numara.Gol atan isim Lika.Bu haftanın golünü attı bence.Buna benzer Kocaelispor'lu Hamza atmıştı geçen haftalarda yanılmıyorsam.İki golde benziyor birbirine.Tabi bu galibiyetle Hacettepe'de çoşku oldu.Arıca, Hacettepe'de ilk galibiyetini aldı.Ankaraspor ise istikrarlı gidişatına devam ediyor.Ligin sonuna doğru herhalde Ankaragücü yakalar Ankaraspor'u.
-Ankaragücü'nde ise çıkış sürüyor.Bu hafta ligde en alt sıradaki 3 takımda galibiyetle ayrıldı.Maça dönücek olursak, İstanbul BB. Olimpiyat Stadyumu'nu artık avantaj olarak kullanabiliyor.Bir gol attılar ki tam evlere şenlik.Kalksınlar yatsınlar rüzgara dua etsinler ilk gol için.Tabi 1-0 oldu durum ama Ankaragücü bırakır mı? Bırakmadı. Semavi dar açıdan attı bir tane sonra Jaba bir tane attı ki bu golde de şut atmak isteyen kişi bildiğin Jaba'ya pası veriyor.Jaba'dan tık.1-2 Ankaragücü kazanıyor.Bu haftada Hacettepe'yi yenerler en azından düşme potasından çıkarlar.
-Konyaspor'da Cihan Haspolatlı bildiğiniz Maradona olmuş.Takımın maestrosu.Pas atıyor, araya top bırakıyor, pozisyon hazırlıyor ne biliyim röveşata falan çekiyor.Maçı 2-0 kazandı Konya ama değindiğim gibi gollerde hep Cihan var.Adamın ahı tuttu Galatasaray'da sağ bek diye bir şey kalmadı.Onun dışında Konyaspor'un forması çok güzel.Fosforlu falan gece çıksan millet rahat görür yani.Forma kadar güzel olmayan şeylerde vardı tabi.Konya Atatürk Stadyumu'na bildiğin patates falan eksen yetişir yani.Tamam Konya'nın her yanı ova olabilir ama şu stada biraz bakın be arkadaş.Antalyaspor'sa bu haftanın tri viri takımlarından.Geçinizzzz
-Sivas'ta adamım Kamanan ise takımın tek golünü atmış ve haliyle Sivas kazanmış.Bu adamın kumaşı iyi olduğu belliydi.Allah'a çok şükür yüzümüzü de kara çıkarmıyor şu anda.Sivas'ta da Faruk Bayar, futbolu falan bıraksın konuşsun başkanıyla Sivasspor Voleybol şubesi varsa direk işe başlasın yoksa kurma girişimlerine başlasın harcanıyor çocuk.Onun dışında, Sivasspor öyle rahat falan kazanmadı.Eskişehir'de Batuhan ve Youla olsaydı belki de Sivasspor puan kaybetmişti.Sivasspor kazanıyor ama bana nedense takılacak gibi geliyor.Hayırlısı olsun.
-Trabzonspor'un zorlanacağını söylemiştim,zorlandı ve yenildi.Denizlispor'da Bangoura bildiğin Yattara çıktı.Yattara ise oynuyor ama öylemesine oynuyor.Kazma ama çalışkan Hüseyin ve Umut olsaydı belki de böyle bitmezdi bu maç.Trabzon'un da evde yenilmesiyle ligde evinde yenilmeyen tek takım Sivas kaldı.Bu hafta Antalya'da puan kaybı yaşarlarsa, sonu iyi olmaz Trabzon'un ama ben öyle bir şey olacağını zannetmiyorum.Denizli için ise "Aslan Denizli Yürü Beeee!!!"
Wednesday, February 25, 2009
Sunderland'de Çocuk Olmak Vardı

Ekonomik kriz, bizleri teğet geçerken, birçok taraftarında mabedlerinin yanından teğet geçmesine neden oldu.Bilet fiyatlarında herhangi bir indirim olmaması ve başarısız sonuçlar stadları dolma potansiyeline sahip 3 büyüklerimizi de vurdu.Bizim klüpler, taraftarlarını stada çekebilmek için bir şey yapmaya dursun Premier Lig ekipleri ise daha farklı düşünüyor ve taraftarlarını stada çekebilmek için artık daha sıkı çalışıyorlar.Newcastle United, Sunderland ve Manchester City gibi bir grup klüpler gelecek sezon için sezonluk biletlerde(kombine) fiyat indirimine gidip veya taraftarlarına çeşitli şeyler verirken, Tottenham ve Arsenal gibi bir grupta fiyatları dondurma kararı almışlar.
2010/2013 sezonları için TV gelirlerinin 1.782 milyar pound olarak duyurulmasıyla Premier Lig'in büyükleri için durumun şu anda güvenli olduğu ve bilet fiyatlarında indirime gidilmesinin mümkün olabileceği belirtilmiş.Premier Lig'de ki bir yorumcu da geçen sene stada gelen taraftarların sayısının 50 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtmiş ve bunun büyük klüplerin taraftarlarını tutmak için çok çalıştığını ve bilet fiyatlarının bunun bir yansıması olduğunu belirtmiş.
Premier Lig'de taraftalarını düşünen ve en fazla fiyat indirimine giden klüp ise Sunderland. Sunderland, sezonluk biletlerde %10'luk bir fiyat indirimine gitmekle kalmamış, bir aile ferdinin kombine bilet almasıyla çocuklar(16 yaş ve altı) için olan kombinenin fiyatını 19 pound olarak belirlemiş.Böyle bir durumda Sunderland'lı bir çocuk için her maç 1 pounda mal oluyor.Normal kişiler için fiyat ise Nisan'dan önce almanız durumunda 350 pound ile 465 pound arasında değişiyor(İndirimsiz hali:£415 -£525).Kısaca, Sunderland'lı bir baba ile çocuğunun bir maça gitmesi 20 pounda mal oluyor.Bu fiyatları görünce de bize iç geçirmek ve "Sunderland'de çocuk olmak vardı" demek geliyor.
Filmden Alıntılar #2
Tuesday, February 24, 2009
Cimbom'un Aradığı Kan: #3 BK
Bülent Korkmaz, Galatasaray tarihinde en sevdiğim oyuncudur.Herkes Metin Oktay şöyledir,böyledir der ama ben sadece Metin Oktay'ı Taçsız Kral filminde izlediğimden, Metin Oktay'ı Bülent Korkmaz kadar sevemem.Altyapıdan beri sadece Galatasaray'da oynamış olması,kötü oynasa bile mücadeleden taviz vermemesi ve izlemiş olmam Büyük Kaptan'ı sevmemin en önemli nedenleridir.
Galatasaray, pazar günü Kocaelispor'a 5-2 yenilerek şampiyonluk yarışında büyük bir yara aldı ve tribün Skibbe'yi istifaya davet etti.Tabi kötü giden bir şeyler olduğunda takımın tamamını değiştirilemeyeceğinden veya yönetim istifa etmeyeceğinden kolay yol seçildi ve Skibbe'ye yol verildi.Skibbe'nin yerineyse taptığım bir isim getirildi: Büyük Kaptan.
Normalde bu sezon en azından Skibbe'nin devam etmesini daha doğru buluyordum ama iş Büyük Kaptan'a gelince olaya duygusal açıdan baktığım için pekte öyle düşünmüyorum. Bülent Korkmaz'ın sadece, kendisindeki mücadele etme duygusunu takıma aşılarsa bile bu sezon başarılı olacağını düşünüyorum. Çünkü Galatasaray oyuncularında anlamsız bir tokluk var (Gerçi bu 3 büyüklerin hepsinde var). Bülent'in hırsıyla, en azından yerli oyuncuların performansını artıracağını düşünüyorum.Futbol'da motivasyon çok önemliyse, bunu da Fatih Terim'in eski öğrencisi Bülent Korkmaz'ın ligin geri kalan şu periyodunda gayet başarılı bir şekilde yapacağına inanıyorum. Taktik-teknik veya getiriliş zamanı doğru değildir diyebilirsiniz ama 3 takım çalıştırmış Bülent Korkmaz'ın daha fazla Hikmet Karaman olmadan yuvaya gelmesi çok doğru bir zamanlamadır.Taktik bilgisi için şu da açıktır ki, TSL'de Mourinho olmaya gerek yok, bunun da en azından bazı şeyleri, taraftarlara göstermek adına rahatlatıcı bir unsur olduğunu düşünüyorum.
Büyük Kaptan'ın önünde Vezir veya Rezil olabileceği bir Bordeaux maçı var.Aldıracağo galibeyetle, Galatasaraylılara güzel bir Merhaba diyeceğini umuyorum.Olması da şart değil, sen hırsını takıma aşıla yeter.
Saturday, February 21, 2009
Bekaret Bozuldu(sayılır)
Arshavin Siftahı Bugün Yapıyor

Arsene Wenger dün, Arshavin'in Sunderland maçında sahada olacağını söylemiş.Arshavin'de hem formayı giymesi hakkında hemde genel olarak İngiltere'de ki durumu hakkında şöyle açıklamlarda bulunmuş:
"Takımdaki siftahı yapmamı hoca karar verir.Eğer benim oynamamım gerektiğini düşünürse mutlu olurum.Wenger karar verecek tek kişi bende ona hazır olduğumu kanıtlamalıyım."
"Antremanlarım genellikle bireysel oluyor.Takım maça hazırlanırken onlara katılma hakkım yok.Her şey 10 numara ama şunu da anlayabilirsiniz ki futbol oynamak anteraman yapmaktan çok daha iyidir."
"Benim Fransızca bilmemeden ve azıcık İngilizce bilmemden dolayı takım arkadaşlarım benim durumumun zor olduğunu anlayabiliyorlar ve sürekli yardımcı olmaya çalışıyorlar."
"İngiliz arkadaşlarım bana çok yardımcı oluyorlar, dışarıya çıkıyoruz restauranta gidiyoruz veya başka bir yere.Onlara yük olmamaya çalışıyorum."
"İngiltere'de ki yeni futbol hayatımdan mutluyum fakat her şey aynı olmuyor.Tam adapte olabilmem için biraz zamana ihtiyacım var.Ailem geldiğinde de, bunun daha kolay olacağını umuyorum."
1998 Yılındaki Gibi Olmayacak

1998 sezonunda Manchester Utd. , sezon arasında Arsenal'in 12 puan önündeydi ve şampiyonluğun en büyük favorisiydi.Tabi işler yolunda gitmedi, birçok sakatlık yaşandı ve sezon sonunda Arsenal şampiyon oldu.Manchester United'da da bu sezon Ryan Giggs,Paul Scholes ve Wayne Rooney gibi isimler sakatlandı.Ferguson da bu sezon yaşanan sakatlıkların 1998 sezonuna benzetilmesi üzerine bir kaç açıklama yapmış:
"Böyle şeyler olabiliyor.1998'de Arsenal'in 12 puan önündeydik fakat birçok sakatlık yaşadık ve şampiyonluğu kaybettik."
"Şu anda ise geçmiş haftalarda kazandığımız puanlarla başarılı olacağımızı gösterdik."
"Klüpte bir değişim var.Bu değişiklikleri de böyle geniş bir kadroyla yapabilirsiniz."
Ryan Giggs'in ve Wayne Rooney'in takım katılması ve Rooney'nin bu hafta Fulham maçında topa ilk değdiği anda golü yapması üzerine de şöyle buyurmuş Sir:
"Wayne 100'de 100 hazır.Bu konu hakkında daha fazla bir soru istemiyorum." "O döndü ve umarım bizimle beraber olacak.Şu anda oyuncularımızın şansına bakamayacak bir dönemdeyiz.Eğer siz bunları aşamazsanız ilerleyen haftalarda şampiyon yarışında dışarıda kalabilirsiniz.Biz bunu istemiyoruz."
Son olarak Paul Scholes'un West Ham maçında sahalara dönmesi ve Fulham maçında bu dönüşünü attığı güzel vole golüyle süslemesi üzerine gülerek şöyle ekleme yapmış:
"Paul, her antremanda bunu dener.Hatta genelde o bana vurdurmaya çalışır.O maçta da çok iyiydi.Birkaç hareketide olağanüstüydü.Onlar genç oyuncularımın nasıl yaşaması gerektiğini gösteren en güzel örnekler."
Manchester United, şu anda Liverpool'un 5 puan önünde ve 8 maç üst üste de kazanıyorlar.Şampiyonlar Ligi, FA Cup, Lig Kupası ve Premier Lig'in hepsiyle nasıl başa çıkar Sir bilmiyorum ama şu anki formuyla Man. Utd.'ın 1998 sezonunu yaşamayacağı bir gerçek.
Thursday, February 19, 2009
TSL'den madde madde #3 (20. hafta)
-İki büyükşehirin belediyelerinin karşılaştığı mücadelede gülen taraf Kadir Topbaş oldu.Topbaş'ın ekibinde Erman Kılıç iki tane şık gol attı.Bu hafta ligimizde izlenmesi gereken gollerden.Onun dışında iki takımda da bazı konularda istikrar var diyebiliriz.Topbaş'ın ekibi geçen 2 haftayı kırmızısız geçirmezken, bu haftada bu yükü İbrahim Akın üslendi ve seriyi 3 haftaya çıkardı.Gökçek'in ekibi ise 3 maç üst üste kaybederek eksi yönde bir istikrar sağlandı.Haftaya Hacettepe'yle oynayacaklar.Kazanabilirler ama Hacettepe'nin kazanması beni daha mutlu eder.
-Kocaelispor'un puana aşırı derecede ihtiyacı olduğu için bu hafta en azından bir puan almalıydı ama olmadı.Golü buldular ama sadece 4. büyüklere gol atarak işini bilen Taner Gülleri çok bencil.Yaş 33 olmuş olgun oyna Taner.Onun dışında Topuz iki tane attı,90'da attığı golle özellikle gazetelere manşeti yolladı:Kaptan, gemisini kurtardı.
-Ankaragücü bu hafta kazanarak, averajla düşme potasından çıktı.Jaba'nın frikik golü güzel ama biraz Allah ne verdiyse diyerek vurmuş.Ankaragücü'nün işi zor gibi ama bence kendi sahasındaki kalan kritik maçları kazanacak ve ligde kalacaklar.Antep'e ise 2. devre başlayalı net bir şey diyemiyorsun.Her renk var.Bir hafta beraberlik, bir hafta galibiyet ve bir hafta mağlubiyet.Bu hafta Beşiktaş'a karşı büyük ihtimalle galibiyet kontenjanını kullanacak Tabata'nın ekibi(adamı ne benimsedim be arkadaş).
-İki renkdaş ekibin tarafında gülen taraf olmadı.Eskişehirspor'da Batuhan sakatlandı.Umarım pek bir şeyi yoktur.Batuhan&Youla A.Ş. forvette iyi iş yapıyordu.Haftaya Sivasspor maçı olmasıGençlerbirliği'nde Troisi bildiğin kaleciye kayarak müdahelede bulundu.Fifa 99'da yapınca direk kırmızı yiyordun ama bizim hakem sarı gösterdi.Gençlerbirliği'nin haftaya Fenerbahçe'yle oynayacak.Fenerbahçe'nin deplasman performansı kötü ama Gençlerde evinde 6 puan kazanmış bu da büyük bir soru işareti?
-Denizlispor ve Konyaspor, bugün İngiltere'de maç yapsalar umurumda olmaz.İki takımda sıkıcı ve hedefsiz.Gerçi bu hafta Denizlispor'unda kazanmasıyla(2-1) "Ligden Düşmemek" gibi güzel bir hedefleri var.Denizlispor taraftarı olsam kesinlikle kanser olurdum.Adamlar sanki TFF ile "Biz her sezon küme düşmeye yakın puana sahip olacağız ama küme düşmeyeceğiz." diye anlaşmışlar.İnsanın içinde "Aslan Denizli.Yürü beee!!!" demek geliyor ama nerde...
-Haftanın enteresan maçıda Fenerbahçe - Hacettepespor arasında oldu.Sevgililer gününde, taraftar sevgilisini yanlız bıraktı ama Fenerbahçe, Hacettepe'ye 7 tane atarak buluşmayı ilerleyen günlere bıraktı.Hacettepe'nin kalecisi Ulaş pimi çekilmiş bomba gibiydi.Aldıkça aldı, tabi Fenerbahçe'li topçuları küçümsemiyorum burda.Zico zamanında duran topları iyiydi Fenerbahçe'nin ama Aragones daha da çoşturdu.Özellikle Deivid'in attığı gol organizasyon açısından olsun vuruş açısından olsun 10 numara.Tabi Fenerbahçe'nin böyle golleri Türkiye'de atmaması lazım, Avrupa'da atması lazım değil mi Erdoğan Arıca? Erdoğan Arıca, Hacettepe'nin başına geçtiğinden beri 8 mağlubiyet 3 beraberlik performansıyla istikrarlı gidişatına devam ediyor.Hafta'ya Ankaraspor'la da berabere kalır.E yeterde artar Hacettepe'ye.
-Antalyaspor'da ekstrem bir mücadele örneği göstermeden, 1-0 yendi Galatasaray'ı.Ahmet Kuru'yu FM'den bilenler bilir.Attı tabi golünü.Baros'da Türkiye'ye iyice alıştı ve olmadık yerde kendini yere bırakabiliyor.Bu maçı Galatasaray kaybettiyse en büyük sorun, futbolcuların isteksiz olmasıdır.Galatasaray her ne kadar bu maçta isteksiz olsa da, 2-3 tane net pozisyonu vardı ama onlarda da "Barthez Ömer" e takıldı.Antalyaspor'un yedekteki kalecisi Polat Keser'de iyi bir kaleci.Cezalı Dijehoua da günde 3 kilo muz yiyormuş.O bacakları görünce normal karşılıyorum.Antalya, Şifo'yla yükselişe geçti gibi.Konya'da da borusu öterse, baya rahatlar Antalya.Cimbomsa her geçen gün şampiyonluktan uzaklaşıyor.
-Gelelim, derbi olmayan derbiye.Ersun Yanal, anladığım kadarıyla bu aralar FM'de İtalya Ligi'nden bir takımla oynuyor.Nereden çıkıyorsunuz demeyin, Trabzonspor'un Beşiktaş karşısındaki oyunu tam bir Torino, Sampdoria, Atalanta vb. gibi takımların oyununa benziyor. Maç boyunca Trabzonspor 1 atak yaptı adam akıllı ve onda da golü buldu.Golde Cale, kobrayı araya iyi saldı.E haliyle Gökhan'da verdi zehiri.Beşiktaş çok baskılıydı ama öyle Liverpool-Beşiktaş maçındakine benzer bunaltan bir baskı yoktu.Ernst iyi topçu şimdi Allah'ı var ama İbrahim Üzülmez'le Serdar'la olucak işler değil bu.Trabzon'da Hüseyin ve Umut cezalı oldu.Haftaya Denizli yerine başka takım olsaydı puan kaybı daha muhtemel olurdu ama bence Denizlispor yine de Trabzonspor'u zorlayacak haftaya.Beşiktaş'ınsa şampiyonluk şansını az görüyorum.Fikstürü çok iyi olmasına rağmen bu maçları kazanamıyorsa, Beşiktaş bir zahmet şampiyon olmasın.
-Sivasspor ile de Trabzonspor anlaşmış gibi.Bir hafta Trabzon kaybediyor Sivas kazanıyor.Bir hafta Sivas kaybediyor Trabzon kazanıyor.Sonra baktı bu numara yaramıyor ikimizde berabere kalalım diyor.Bu hafta, Fenerbahçe'ye yaradı.Sivas, Bursa karşısında geri düştü ama beraberliği yakalamasını bildi.Adamım Kamanan'da sırasını Herve Tum'a verdi.Bülent Uygun'da artık Aragones gibi olmak istiyor.İkinci yarı oldu mu tak alıyor Balili'yi.Şu maç bence tam Balili'lik maçtı ama iyi oldu.Mehmet Yıldız'ın cezalı olması iyi olmadı tabi Sivas için.Ben yine de Sivas'ın Beşiktaş'a kıyasla şampiyonluk şansının daha fazla olduğunu düşünüyorum.Fikstürleri ortada bi fikstür.Bursaspor'un ise ilerleyen günlerde daha da iyi olacağını düşünüyorum.Bursa'nın bu performansıyla ilk 6' yı zorlayacağını düşünüyorum.
Monday, February 16, 2009
Rusça'yı Bilmemek Futbolum İçin Daha İyi

2005'te CSKA Moskova UEFA kupasını kaldırdığında şüphesiz ki takımın en kilit oyuncuları Brezilyalılardı.Vagner Love, finalde attığı ve kupa süresince attığı 3 golle Daniel Carvalho ile birlikte takımın bu organizasyondaki en skorer isimleriydi.Carvalho, final maçında arkadaşlarına hazırladığı 3 golle UEFA tarafından maçın adamı seçilmişti ve kariyerinin doruk noktasındaydı.Tabi işler ondan sonra istenildiği gibi gitmedi.2008 yılında Gazzaev, Carvalho'nun fazla kilolarının iyi oynamasına mani olacağını düşünmüş ve Brezilyalı oyuncu İnternacional'e kiralanmıştı.Şu anda tekrar CSKA Moskova'da olan Carvalho için artık ilk 11'de oynamak eski yıllardaki kadar kolay olmayabilir.Bunun sebebi ise oldukça basit.CSKA'nın bu sezon Rusya Ligi'nin En İyi Genç Oyuncusu Ödülünü almış yeni 10 numarası Alan Dzagoev.Carvalho, Türk Futbolunu yakından takip ediyor mu bilmiyorum(Sergen Y. - Tümer M.) ama takım adına en iyi sistemin Dzagoev ile beraber oynayacağı bir sistem olması gerektiğini savunmuş.Arshavin'e nispeten dil bilmemenin daha iyi olduğunu,Rusça'nin zor bir dil olduğunu(harbiden öyle) ve saha içerisinde bazı şeyleri anlamamanın sahada oynanan futbola konsantre olmak adına daha olumlu olduğunu söylemiş.Daniel Carvalho'nun bana kalırsa işi zor.İlerleyen senelerde Türkiye-Yunanistan kulüplerinde görebilme ihtimalimiz var ama umarım böyle olmaz.Carvalho için anlamak gerekmeyebilir ama Дaвай Даниэл Карвальо!!!
Bir Efsane Sona Erdi
İstiklal Caddesi'nde gezen her Türk genci için Rüya Sineması hakkında espriler yapmak, İstiklal Caddesi'nin bir kültürüdür."Hacı iki süper film birden patlatıyor muyuz?" veya "Aha yaşlı dedeye bak içeride resimlere bakıyor abaz herif" gibi cümleleri birçoğumuz sarfetmiş veya bir yerlerden duymuşuzdur.Artık bunları duymak pekte mümkün olmayacak."İki Süper Film Birden" mottosuyla yola çıkan Rüya Sineması, büyük bir revizyona girerek "Tek Film 5 YTL" kampanyası ve Yeni Rüya olarak İstiklal Caddesi'nde yer alacak.Global krizin porno sektörüne vurduğu tokattanmıdır bu değişim bilinmez ama bir efsanenin Beyoğlu, İstiklal Caddesi'nden ayrılışına şahitlik etmekteyiz.
Arapların Yeni İstediği Oyuncak: Terry

Malum Manchester City'yi Araplar alalı, EPL'de transfer dedikoduları bitmiyor.Manchester City, Kaka'dan sonra yeni hedefini açıklamış: John Terry. John Terry ise geleceği hakkındaki bu tür spekülasyonları yalanlamış ve kariyerini Chelsea'de bitirmek istediğini söylemiş.Son dönemde çıkan dedikoduları Chelsea'nin yalanlamasına rağmen , geçen yılın sonunda City'nin teklif yaptığının doğrulandığı biliniyor.
Chelsea'nin CEO'su Peter Kenyon,"John'un satılık olmadığını onlara açık bir şekilde belirttik" şeklinde açıklama yapmış.
John Terry ise, "Chelsea, olanları bana nazikçe anlattı.Onlarla aynı düşüncelere sahip olduğum için mutluyum.Her zaman dediğim gibi sevdiğim klüpte yani Chelsea'de kariyerimi bitirmek istiyorum ve bunun olmaması için bir neden göremiyorum." demiş.
Araplara tavsiyem, elma armut satın alır gibi klüp satın almamaları böyle zevklerini Football Manager 2009 veya PES 2009 ile gidermelerini öneriyorum ve de yazımı Terry'nin hiç bilmediğim(wikipedia sağolsun) bir takma adıyla bitirmek istiyorum.
Sunday, February 15, 2009
Bill Russell NBA Finals MVP Award
NBA'in efsanevi pivotlarından Bill Russell'ın sizce almadığı bir ödül var mıdır? NBA Şampiyonluğu? 11 kez.Sezon MVP'si? 5 kez. All-Star? 12 kez. All-Star MVP? 1 kez. Peki NBA Finalleri MVP'si? Doğru cevap.Bill Russell, Boston ile 11 kez şampiyon olmasına rağmen NBA Finalleri MVP'si ödülünü alamamıştır.Tabi burda Bill Russell'ın biraz kısmetsizliği var.NBA Finalleri MVP'si ödülü ilk olarak, Bill Russell'ın emekli olduğu 1969 yılında verilmiştir ve Boston o sezon şampiyon olmasına rağmen Final MVP ödülünü ilk olarak Jerry West almıştır(ilk ve tektir).Bill Russell için belki de bu ödülü almamak dünyanın sonu değildir ama NBA yine neden dünyanın bir numaralı basketbol organizasyonu olduğunu kanıtlarcasına şık bir davranışta bulunmuştur. Bu yıldan itibaren,NBA Final MVP'sinin adı artık Bill Russell NBA Finals MVP Award olmuştur.
Bill Russell ise şunları söylemiş:
"Bu benim basketbolda en gurur duyduğum anlardan biridir.Çünkü kariyerimin başında basketboldaki en önemli istatistiğin attığın sayı olduğuna karar vermiştim."
"Bu hem acı hem tatlı bir ödül.Çok özel birisini kaybettim(Geçenlerde kanserden ölen eşi).Fakat takım arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.Biz çok iyi takım oyunu oynadık.Bu ödülü takımım,takım arkadaşlarım,koçum(Red Auerbach) adına kabul ediyorum.Bu beni çok gururlandırdı."
"Gelecek hafta yapacağım ilk iş babamın mezarını ziyaret etmek olacak.Çünkü o benim kahramanımdı ve bunu onunla paylaşmak istiyorum."
Saturday, February 14, 2009
Skrtel Ayarı Yiyor

Arsenal, Andre Arshavin'i transfer etmeden evvel EPL'nin 4(Chelsea, Man Utd. , Arsenal , Liverpool) büyüklerinden Rusya Ligi'nde oynamış futbolcusu olmayan tek takımdı.Manchester United, Nemanja Vidic'le (Spartak Moskova), Chelsea Branislav İvanoviç'le (Lokomotiv Moskova) ve Liverpool Martin Skrtel'le (Zenit) bu boşluğu dolduruyordu(bir boşluk sayılırsa:p).Tabi Arsenal'de Arshavin'i alarak o da bu kervana katıldı.Bu gereksiz bilgiyi sizinle paylaştıktan sonra Liverpool'un Rusya Ligi'nde oynamış futbolcusu Martin Skrtel'in ezeli rekabet adına yaşamış olduğu bir olayı anlatmak istiyorum.
Martin Skrtel,Zenit'ten Liverpool'a transfer olmuştur.Liverpool'a varmasından 1 veya 2 hafta geçmiştir.Şehirmerkezinden evine dönüyordur ve bir taksiyi durdurmuştur.Sıkı bir Everton fanı olan taksicide, Skrtel'i istediği yere götürmeyeceğini söylemiş ve taksiye almamış.Skrtel'de haliyle bu duruma çok şaşırıp başka bir taksi tutmak zorunda kalmış.Hayatında ilk defa böyle bir şey yaşadığını söyleyen Skrtel, özellikle kendisini Liverpoollu taraftarların tanıyabileceğini fakat Everton'lıların tanımasına oldukça şaşırmış.
İngiltere belki Rusya kadar büyük bir ülke değil(yüzölçümü bakımından) ama futbolun öneminin İngilizler için Rusya'dan büyük olduğu bir gerçek Skrtel...
Michael Jordan - Larry Bird McDonalds Commercial (H.O.R.S.E.)
Bu sene TNT'nin bizlere sunduğu gayri-resmi Allstar organizasyonu H.O.R.S.E. oyunuyla ilgili bir reklam
Friday, February 13, 2009
!f İstanbul Günlüğü - Sing For Darfur #1
Dün, Sing for Darfur ile !f İstanbul'un açılışını kendi adıma yaptım.Aslında gideceğim film Half-Life idi ama Half-Life filminin kasedinde çıkan arıza sonucu !f İstanbul yetkilileri bize başka film izlemek,para iadesi ve başka bir günde izlemek(half-life için geçerli) gibi seçenekler sundu.Bende tercihimi başka film izlemekten yana kullanıp Half-Life yerine gösterilecek Sing for Darfur'un için yerimi aldım.Her ne kadar kasedin bozulması çok sorumsuz ve kabul edilemez bir durum olsa da iyi ki de bozulmuş!Beklentimin çok çok üstünde bir film çıktı ve Half-life'dan aynı tadı alabilecek miydim bilmiyorum...Filmden biraz bahsetmek gerekirse, Sing for Darfur konusuyla ve çekim stiliyle biraz değişik bir film.Siyah-beyaz çekilmiş ve ana karakter barındırmamakta.Zaman olgusu ise bir gün ile sınırlandırılmış.Barselona'da sabah başlayıp akşam bitiyor.Filmde ise azıcıkta olsa birbiriyle bağlantısı olan 30 kişinin kısa kısa yaşadıkları ve bu kişilerin o gün içerisinde gerçekleşecek olan yardım amaçlı Darfur konserinin etkisiyle, Darfur'a olan bakış açıları dile getiriliyor.Filmin başında ilk gördüğümüz karakter, filmin kapanışını da yapıyor.

Birazda filmin yönetmeni Johan Kramer'den bahsetmek istiyorum.Futbolla ile içli dışlı olan birisi Johan Kramer.Çocukluğunda Ajax'da top koşturmuş. Tabi dikiş tutturamamış ama futbol sevgisi bitmemiş.The Other Final filmiyle futbol sevgisini sinemaya taşımış ve aynı zamanda da kendisinin uzun metrajlı ilk filmi olmuş. Sing for Darfur'un ise konu itibariyle futbolla ilgisi olmasada futbolun izlerini taşıyan bir film.Filmde ele alınan 30 karakterden biri olan Barcelona'lı fanatik bir taraftar, Darfur'un probleminin futbolda büyük yıldız yetiştirmemesi şeklinde yorumluyor ve Nijerya'nın bu sorunu Okocha ile, Fil Dişi Sahilleri'nin Drogba ile ve Kamerun'un Eto'o ile aştığını söyleyerek örneklendiriyor.
Hayatta kayıtsız kaldığımız bazı şeyleri, yüzümüze vurarak biraz düşünmemizi sağlayan Sing for Darfur, bence her sinemaseverin izlemesi gereken bir film.Değişiklik arıyorsanız ve fırsatınız varsa kaçırmayın derim.
Thursday, February 12, 2009
Arshavin yanlış dil öğreniyor
Arshavin, son bir kaç aydır Zenit'den ayrılmak istediğini söylüyordu ve hepimizinde bildiği gibi Arsenal'e transfer oldu.Tabi transfer süreci boyunca da Arshavin'de boş durmadı.Haliyle takımda adaptasyon sürecini azaltmak ve takım arkadaşlarıyla daha rahat anlaşabilmek için bir yıldır İngilizce öğrenmeye başladı.Hatta transferi gerçekleştikten sonra, İngilizce konuşarak verdiği röportajla bir çok gazeteceyi de şaşırttı fakat Arshavin, Arsenal'de çıktığı ilk antremanda beklenmeyen bir sorunla karşılaştı.Yeni klubünde, takım arkadaşlarının antremanda İngilizce değil Fransızca konuştuğunu farketti.Arsenal, antremanda Fransızca konuşan şu anda tek Britanya ekibi.Bunun nedeni de oldukça basit.Takımın bir çok oyuncusu ve teknik direktörü Arsene Wenger dahil Fransız.Arshavin'de tabi Rus televizyonu Vesti TV'ye yaptığı açıklamada bu duruma oldukça şaşırdığını belirtmiş.Bizim Türkiye'mizde bir çok futbolcu dil öğrenmeye tenezzül etmeyip, kendini geliştirmezken; Arshavin'in bu güzel düşüncesinin olumsuz sonuçlanması biraz komik ve trajedik.
Wednesday, February 11, 2009
Cass

Cass, Cass Pennant adlı eskiden ICF grubunun lideri olan bir holiganın gerçek hayattan alınmış hikayesini bizlere film olarak sunmakta.Konusu ve gerçek hayattan alınıp film edilmesi, benim gözümde diğer bu tür filmlere göre 1 adım önde olmasını sağlamış.
Filmin biraz içeriğinden bahsetmek istiyorum buralar biraz spoiler kokabilir.Cass, bir aile tarafından evlatlık edilmiştir ve arkadaşları tarafından ten rengi nedeniyle hep dalga geçilmekte ve sataşılmaktadır.Sadece iki tane arkadaşı olan Cass(Carol), hayatta kendini bir yerlere kabul ettirme sevdasını West Ham ile gidermeye çalışır.Zamanla ICF 'de çok sevilen birisi olmuştur.Cass, bu dönemde tek istediği şey ICF'i en iyi tribün grubu yapmaktır.Bir takım olaylardan sonra hapise düşer ve hapiste kaldığı sürede yazmaya başlar.Hapisten çıktıktan sonra Elaine adlı bir kızla tanışır ve Cass için hayatının önemli dönüm noktalarından biridir.Cass'in, Elaine ile evlenmesi demek, artık bazı şeylerde daha fazla sorumluluk alması demek ve bir nevi ICF'den ayrılmak zorunda kalmak demektir.Cass nitekim daha arka planda kalır ve Ray'in barlarından birinde bodyguard lık yapar.Bu dönemde Cass, geçmişinden he ne kadar sıyrılmak istese de geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.Cass bir seçim yapmak zorundadır.Ya geçmişiyle hareket edecek ya da beyaz sayfa açıp geleceğe umutla bakacaktır.
Bunun dışında filmi izlerken, diğer iki filmden ortak noktalara bulabiliyorsunuz.En basitinden yine West Ham ve ICF var.GSH'de Bovver'ı oynayan Leo Gregory'i ve TFF'de Fred karakteriyle izlediğimiz Tamer Hassan'ı da oyuncu kadrosunda görebiliyoruz.
Tribün kültürü içerikli filmler arasında bu filmi, GSH ve TFF'den sonra 3. sıraya koyarım.Bu tür ingiltere tribün kültürü ve holiganizm içerikli filmleri seviyorsunuz Cass'i de seveceğinize eminim.İzleyin, tavsiye ederim...
Yapmayın!

Galatasaray, yine kural hatası yapıldığı gerekçesiyle federasyona başvurmuş.Hatta bu olaylardan sonra CAS'a bile gitmeyi düşünüyormuş.Galatasaray gibi desteklediğim takımın yönetimine hiç yakıştıramıyorum bunu.Bunlar bana Beşiktaş'ın ligden çekilmesine veya Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nda sadece gençleri oynatacak gibi açıklamalarının farklı bir versiyonuymuş gibi geliyor.Tamam belki Aziz Yıldırım'ın dediği gibi şampiyonlukların kazanılması için sahadışında mücadele vermek gerekiyor ama bu tür Ali-Cengiz oyunları nın klübümüze bir şey katmayacağını düşünüyor ve gereksiz buluyorum.Galatasaray yönetiminin bu tür şeylere odaklanmaktan çok, bu takım neden bu kadar sakat veriyor? veya oyuncular neden disiplinsiz? gibi bu tür takımın geleceği için önemli olan şeylere odaklanması gerekmektedir.Adnan Polat ve ekibinin; kısa vadelik bu tür şeylere başvurmamasını diliyor, sene başında yapmış olduğu başarılı transferler gibi doğru bir politika izlemesini diliyorum.
Tuesday, February 10, 2009
TSL'den madde madde #2 (19. hafta)

-Sivas'ta Kamanan şov sürüyor.Kocaeli'yle oynanan maçta kafayla golü yazdı arada bir kaleyide yokladı.Şu postta bahsettik Kamanan'dan.Onun dışında rahat kazandı Sivas.Kocaeli'nin ahı gitmiş vahı kalmış.%95 seneye Bank Asya'dalar.Unutmadan Balili'de fena attı.
-Türk medyası klişesiyle Eskişehir'de "Batuhan&Youla A.Ş." devam ediyor.İkisi de 1 gol 1 asistle oynadı.Özellikle atılan ikinci gol çok organizeydi.Batuhan'da böyle oynamaya devam ederse çok can yakar.Hacettepe'de garibim 3 puan için seviniyordu ama futbol işte.Tedbiri elden bırakmayacaksın arkadaş.İkinci Bank Asya favorim çoğu kişi gibi Hacettepe.Bu hafta da Fenerbahçe ile Kadıköy'de oynayacaklar işleri zor.
-İ.Melih Gökçek yaklaşan seçimlerle Ankaraspor ile Ankaragücü'nü birleştire dursun, Ankaraspor da düşüş devam ediyor.Antep'te Tabata'yı japona benzitiyordum ama adam çoşkun bir Brezilyalı çıktı.Antep'te takım olmuş sanki hafif bir Sivaslaşma tadı var.Antep büyük ihtimalle ligi Ankaraspor ve Kayserispor üstünde bitirir.Ha 3 büyüklerden birini altına alır mı?Zor gibi gözüküyor ama daha çok hafta var.Ankaraspor'unsa bence düşüşü devam edecektir.Keşke Kocaelispor'un yerine onlar olsa...
-Belediye, Fenerbahçe'ye 2 tane attı ama 2 golde ofsayt.Fenerbahçe'nin de 2 tane verilmeyen penaltısı var.Alex ve Emre bence kırmızı görmeliydi.Dede'nin işi zor.Hele ki deplasmanda oynayacakları maçları düşünürsek daha da zor.Allah'tan bu hafta Hacettepe var da Dede rahatlar.
-Konyaspor Beşiktaş maçı kadar sıkıcı bir maç görmedim.Mustafa Denizli, Fifa'ya sahaya 14 kişilik takım çıkarmak için başvurmaya dursun, önce bir takımın sistemini belirlesin.Hangi düzenle oynuyor anlamış değilim.Konyaspor'da şu an ligin sıkıcı takımlarından, belli bir amacı yok.Daha çok düşmemeye oynuyor gibi.
-Trabzonspor, bu hafta Beşiktaş'tan en az 1 puan alırsa bu ligi bu sene şampiyon bitirir.Kazma Umut bile bu hırsla böyle bir gol atıyorsa,Trabzonspor özellikle kendi sahasında zor kaybeder.Gökhan Ünal'da Ankaraspor maçındaki gibi kesmeyi koydu ama bu sefer üst direk izin vermedi.Ankaragücü'nde de Hakan Kutlu'nun sene içerisinde 2 defa Ankaragücü'nü çalıştırması gerçekten düşünülmesi gereken bir konu.Yapın şunu İtalya Ligi'nde ki gibi o zaman klüpler böyle kıyafet değiştirir gibi teknik direktör değiştiriyor mu.İşi zor Ankaragücü'nün bu saatten sonra.
-Gençlerbirliği, Bursa karşısında kazanır diye düşünüyordum ama pek te düşündüğüm gibi olmadı.Yeni gelen Koreli çocuk attı bir tane.Bursa'nın böyle devam etmesi iyi.Haftaya Sivas'la kendisi sahasında oynayacakları maç hem Sivas için çok önemli hem de Bursa'nın çıkışa geçmesi adına önemli.Mehmet Yıldız cezalı, Kamanan formda , bakalım ne yapacak Bülent ve Ertuğrul hoca?
-Antalyaspor'da evinde Denizli'yle kritik bir maç yaptı ,kazandı ve rahatladı.Fatih Ceylan bir zamanlar Kayserispor'un Uefa'da olduğu dönemde iyi işler çıkıyordu nitekim bu maçta da iki tane yazmış.Antalya içinde iyi olmuştur bu Denizli maçı.Adamlar sıkılmıştır haliyle Beşiktaş'a yenilmekten.Denizli için işler kritik.Haftaya Konya'yla önemli bir maçı var.0-0 veya 1-1 biter gibi.
-Galatasaray Kayserispor maçı ile ilgili görüşlerimi şu postta belirtmiştim.Ordan yazıyı okuyabilir.Şuradan da çekmiş olduğum fotoğraflara bakabilirsiniz.
!f İstanbul - Bilet Fiyatları
3-4 yıldan beri düzenli olarak !f istanbul, filmekimi ve uluslararası istanbul film festivalini takip etmeye çalışırım.Bildiğim ve söylenildiği kadarıyla da bu bağımsız festivaller hem yeni ve gösterime girmeyecek filmleri bize izlettirmeyi vaat eder hem de ülkemizin insanına ve özellikle de gençlere sinemayı sevdirmeyi aşılamak ister.Bu yüzden bilet fiyatları ucuz olur.Gel gelelim !f İstanbul bu sene bilet fiyatlarının seviyesini yukarıda tutarak, olayın bu boyutlarını atlayıp işi birazcık ticari görmüş.Öğrenciye biletlerin 10 ytl olması ve haftaiçi gösterimlerinin 7 ytl olması bu düşüncelerimi !f İstanbul için daha da pekiştirmekte.Halbuki bu seneki filmekimindeki gibi haftaiçi seansları 3.5 ytl ye düşürülüp, öğrenci bilette 7 ytl olsa, eminim ki birçok insanın bu festivale katılımı daha fazla olacak.Ne diyelim ilerleyen senelerde inşalla bilet fiyatları bu seviyede tutulmaz.Yoksa !f İstanbul bir sinema şöleni olmaktan çok, daha çok zengin kesimin gidebildiği bir festival olacak...
Subscribe to:
Posts (Atom)
























