Davut Güloğlu'nun son şaheseri: Kopalım Bari. Albümü dinlemedim sadece klibi gördüm ve düşündüklerimi klip üzerinden aktaracağım. Valla Rizeli değilim ama Rizelilerin ne düşündüğünü az çok tahmin edebiliyorum. Tüm bu duyguları Rize'ye pay biçmekte doğru olmaz. David'in TV programında yaptığı açıklamaların aksine milletin bu parçaya olumlu gözle baktığını pek düşünmüyorum. Tamam Karadenizlisin, isyankarsında bu mudur arkadaş isyankarlık: kafandaki kep mi yani, yaptığın pop rap mi yani, nakit değil mi çek mi yani olmadı kopalım bari.
Şarkıyı geçtim klibin arasındaki o anlamsız seslerede anlam veremedim. Küçükken yabancı bir şarkıyı söylemeye çalıştığımızda, saçma sapan çıkardığımız seslere benziyor. Yaptığını küçük çocuk bile yapmaz David.
Son olarak da David, o kıyafetler nedir hacı allah aşkına? Yani tamam çok ateşlisin delikanlısında her bir giysinin önü açık mı olur arkadaş. Ayrıca o atletimsi yırtık beyaz şeye de anlam veremedim. Ha birde korsemsi şeyde pek bir enteresan. Gençliğimizden beri Naftiamerika izleriz, ben onlarda bile bu kadar seksi bir giysi göremedim.
Davutçuğum sana tavsiyem David olup böyle saçma sapan şeylere girişmene gerek yok. Davud ol, Rizeli ol, enternasyonelliğe gerek yok
Klip için buyurun
Thursday, July 30, 2009
Wednesday, July 29, 2009
Goal 3 Taking On The World
-Hafif Spoiler İçerir-
Genel olarak kötü bir seri olan Goal Serisi'nin en kötü filmi Goal 3. Bir kere öyle filmin afişindeki gibi futbolla çok ilgili değil. Üç beş tane 2006 dünya kupası'ndan görüntü, iki tane İngiliz Milli Takımı'ndan kahramanlarımız (Liam Adams ve Charlie Braithwaite) ve biraz da İngiliz seyirciler. Abartısız filmin futbolla ilgisi bu.Onun dışında film iki uslanmaz İngiliz topçusunun futbol dışında kalan hayatlarını anlatıyor diyebiliriz. Ha yönetmeniz deseydi filmin sonunda "Bu film Marc Vivien Foe'lere adanmıştır" diye o zaman eyvalla derdim ve de bence daha da anlamlı olurdu. Serinin asıl kahramanlarından Santi nerede diyecekseniz onu da sakatlanmış ve Dünya Kupası'nda oynayamayacak durumda olduğunu görüyoruz. Anladığım kadarıyla çakma topçuları gerçek futbol sahasına yerleştirmek biraz pahalıya gelmiş ve de Santi'yi de çıkartarak daha da kolaya kaçmışlar.
Goal 3 'te de futbol filmlerinin vazgeçilmez kurallarından biri uygulanmış. Green Street Hooligans'tan Bovver adıyla tanıdığımız Leo Gregory ve The Football Factories'den Milwall Reisi olarak bildiğimiz Tamer Hassan, bu filmde de başrol oynayanlardan biri. Futbolla ilgili filmler için anladığım kadarıyla kısıtlı bir oyuncu kadrosu var. İzlediğim çoğu filmde tanıdık bir yüz illaki gördüm.
Bu kadar bok attın hiç mi izlenmez derseniz, June adlı ablanın çok güzel bir kızı var Bella diye şirin mi şirin. Onun bulunduğu kısımları izleyin ama o da topu topu 1dk falan gözüküyodur. Onun içinde bütün bir film izlenmeye gelmez bir kare koyarım yeterli olur.
Sonuçta, Goal 3 gayet dandik bir film ve izleyecek olanlara tavsiye etmem. Boşuna 90 dk. nızı ziyan etmiş olursunuz. Onun yerine Sivasspor'un maçlarını falan izliyin. Bol bol gol görmüş olursunuz.
Sunday, July 26, 2009
Sarı Yumruklar - Kripoe

Graffiti, stencil ve bilimum sokak sanatı pek ilgilendiğim bir şey değil. Nasıl yapılır nasıl olur bilmem de. Beyoğlu - Beşiktaş -Eminönü hattı arasında mekik dokuyan biri olduğumdan graffiti pek ilgilenmediğim bir şey olmasına rağmen bu hat arasındaki sarı yumruklar haddinden fazla dikkatimi çekmeye başladı. Bu graffitilerin sahibi "Kripoe" adıyla bilinen Türkiye'ye Erasmus'la gelmiş Alman sanatçı Matthias Wermke. Kendine has bir stili olmasının yanı sıra, bu sarı yumrukları hiç ummadığınız bir binanın üst taraflarında veya "oraya çıkıpta nasıl yapmış" diyebileceğimiz yerlerde bulunmakta. Kendisi şu anda Türkiye'de mi bilmiyorum ama yakın zamanda Eminönü civarındaki bu sarı yumrukları da kareleyeceğim.Tünel - Galata arasında karelediğim Kripoe çalışmalarını şurdan görebilirsiniz. Unutmadan internette "Kripoe" Matthias Wermke'yi merak eden baya kişi gördüm.Pek net olmasada buyrun.

Matthias Wermke
Saturday, July 25, 2009
Wednesday, July 22, 2009
Friday, July 17, 2009
Ah Zaire !
Zaire'nin 1974 Dünya Kupası'nda Giydiği Forma
Thursday, July 16, 2009
Beyoğlu Sineması'nın Kıyağı
Stajdı, sipordu bok püsürdü derken Beyoğlu Sineması'ndaki Yılmaz Güney filmlerinin ancak 2 tanesine gidebildim. Fakat beyoğlu sineması benim gibi sinemaseverlere bir kıyak yapmış ve Yılmaz Güney filmlerini 24 Temmuz- 13 Ağustos tarihleri arasına tekrardan koymuş. Programa şurdan bakabilirsiniz : http://www.beyoglusinemasi.com.tr/fest.php?id=30 . Biletler 5 TL yine fiks. Mekanıda anlayın artık.
Wednesday, July 15, 2009
Patlayanzi
Zaten yurtdışına gidiceğimiz yok. Gitmek istesek bi sürrü engel çıkıyor. Şimdi de pasaport cüzdanına zam gelmiş. 135 TL olmuş . İyi bok olmuş.
"Maliye Bakanlığı, pasaport ve ehliyet gibi değerli kağıt ücretlerine tam yüzde 50 oranında zam yaptı. Buna göre ilk defa pasaport çıkaracak olanlar 90 lira yerine 135 lira, ehliyet alacak olanlar da 40 lira yerine 60 lira ödeyecek."
"Maliye Bakanlığı, pasaport ve ehliyet gibi değerli kağıt ücretlerine tam yüzde 50 oranında zam yaptı. Buna göre ilk defa pasaport çıkaracak olanlar 90 lira yerine 135 lira, ehliyet alacak olanlar da 40 lira yerine 60 lira ödeyecek."
Tuesday, July 7, 2009
Almak Lazım

Son günlerde bende enteresan bir Lomo makine sevdası başladı. Bu Toy Cam'lerin bir sürü çeşiti mevcut. Dört lenslisinden, iki lenslisine ne biliyim Andy Warhol'u anarcasına Pop Art şeklinde çekeni mi dersiniz. Lomo'yu eski Sovyet makinesi olmasından dolayı seviyorum ama çok sikko bir manifesto tarzı bi şeyler çıkarmışlar o hoşuma gitmedi."Yok her gün yanınızda taşıyın yok asla düşünmeyin". Bunlar işin pazarlama dalgaları ama hoş değil. Hoş olmayan bir şey daha var tabi. Gittigidiyor'da maksimum 60 tl gördüğüm makineyi Ömer Hayyam'da 200'e satıyorlar.Pazarlıkla 175. Siktir Git Ömer Hayyam!!!
Gitmek Lazım
Baymak
Uzun zamandır bloguma bir şeyler karalamıyorum . Artık futbola ara verilmesinden midir bilmiyorum şu dönemde aşırı derecede futboldan baydım ve bu aralar futbolla ilgili bir şeyler yazıcağımı düşünmüyorum. Ha arada siporla ilgili seyler yazarım belki ne biliyim NBA'di bayan basketboluydu veya önümüzde varsa Akdeniz Oyunları gibi bir sipor aktivitesi yazarım ama bundan sonra yazacağım şeyler spor dışında olucak. Neyse bu geyik dönüş yazısından sonra görüşmek üzere diyelim.
Subscribe to:
Posts (Atom)





