Wednesday, January 28, 2009

Rise of The Footsoldier



Futbolla ilgili bir filmdir diye izledim ama umduğu bulamadım gelenle yetindim.Film gerçek bir olaydan alınma olup uyuşturucu -Türk Mafyası eksenli geçmekte.Filmin başını izlerken "Tamam Tribünle ilgili bir film" diyorsunuz ama ilk 10 dk. dan sonra ne West Ham'ın adını duyuyorsunuz ne de futbolla ilgili başka bir şey.Onun dışında her Türk ismi geçen çoğu filmde ki gibi The Rise of Foot Soldier'da da haşhaş tarlasına sahip bir Türk bulunuyo(Baba filmi - "Türk" lakaplı Solozzo gibi).

Filmi izleyeceklere tavsiyem, kesinlikle bir Green Street Hooligans veya Football Factory'i beklemeyin.Böyle beklentiniz yoksa bir defaya mahsus izlenebilecek vasat bir film diyebiliriz.Yazıyı bitirirken, Türk ve haşhaş'dan bu kadar bahsettikten sonra Umut Sarıkaya'nın Türklerle ilgili bir karikatürüyle bitireyim

Sunday, January 25, 2009

Beşiktaş Defansının Çirkin Olma Sorunsalı

Beşiktaş'ın son 10-15 yıldır defans bölgesine baktığımda dikkatimi çeken bir durum var.Bu defansların fizikli olması(190 boy 80 kilo) veya topu oyuna iyi sokabilmesi(Popescu'yu yazmassak bir yerlerim ağırır) gibi olumlu yönde bir şey değil.Daha çok futbolun dışına çıkan bir şey:Çirkin Olmaları.

Futbolu izlemeye ve takip etmeye başladığım andan beri, Beşiktaş kadrosunda muhakkak bir veya iki tipsiz defans oyuncusu hatırlarım.Bunlardan ilki hepimizinde bildiği ve unutmadığı Sakarya'nın yetiştirmiş olduğu "Takoz" lakaplı Recep Çetin'dir.Recep Çetin takoz lakabının hakkını veren muazzam ötesi bir kazma futbolcudur.Kazmalığının yanında, çirkin olması da işin tuzu biberidir.

2-3 sene Recep'le oynama şerefine erişmiş diğer çirkin defans oyuncusu ise Rahim Zafer'dir.Rahim'de Recep gibi Sakaryalı olup, Beşiktaş'ın çirkin defans kontenjanına +1 kuralı eklemesiyle bu boşluğu gayet iyi doldurmuştur.Recep'in kazmalığı,Rahim'in bir çok espriye konu olan adı ve ikisininde tipsizlikleriyle karşı takımların korkulu rüyaları olmuştur.

Recep ve Rahim'le beraber oynayan diğer bir çirkin defans oyuncusu ise Ali Eren Beşerler'dir.Ali Eren, diğer iki takımdaşının aksine Sakarya'lı olmamasına rağmen onlarla boy ölçüşebilecek seviye de bir çirkinliğe sahip.Hatta durumun vahimiyeti için,yolda gözgöze gelmek istemediğimiz türden bir tipe sahip olması şeklinde açıklayabiliriz.

Beşiktaş'ın son şampiyonluğunda çok önemli bir rolu olan çirkinimiz ise hepimizinde bildiği gibi "Deli İbo" lakaplı İbrahim Üzülmez'in ta kendisidir.İbrahim Üzülmez'in topu sürerken kafasını kaldırmaması, belki de çirkinliğini göstermemek için geliştirmiş olduğu bir stildi.Şaka bir yana, kestiği ortalarla (kesemediği desek belki de daha doğru olur) ve sağ ayını sadece Galatasaray maçında attığı golle bir kereye mahsus kullanmasıyla Deli İbrahim'de Beşiktaş'ın son yıllardaki en büyük çirkin defans kozudur.

Son 2-3 yıla baktığımızda ise bu bayrağı Gökhan Zan almış ve layığıyla dalgalandırmaya devam etmektedir.Oynadığı maçlarda oyun stilinin ve tipinin etkisiyle bazı futbolcular için zorlu bir rakip olsa da ve bir dönem adı Arsenal'le beraber anılsa da, Gökhan Beşiktaş'ta ki çirkin defans olmanın gerekliliklerini yerine getirmiş;kazmalığı ve cam adamlığıyla Türk Futbolu'na adını yazdırmıştır.Frankenstein'a benzerliğiyle dikkat çeken Gökhan Zan'ın, internet dünyasında Hulk'a benzetilmesini de yadırgamamak gerekir.

Bunların dışında fazla değinme gereği duymadığım Lamina Diatta,Baki Mercimek ve Erkan Özbey gibi kalbürüstü çirkinlerde Beşiktaş'ın defansında görev almıştır.Ne diyelim, bundan sonra Yıldırım Demirören'in defansa yapacağı transferleri dikkatle takip etmek dileğiyle...

Wednesday, January 21, 2009

Filmlerden Alıntılar #1



Los Lunes Al Sol'dan:


Bir Rus Öyküsü şöyledir: İki eski parti yoldaşı karşılaşır ve biri "Komünizm hakkında söylenenlerin tümü yalanmış."der.Diğeri de "Evet ama en kötüsü de kapitalizm hakkında söylenenlerin hepsi gerçekmiş." der.

Trabzon - Futbol - Suat Kaya



Bu yazı arkadaşımızla yapmış olduğumuz bir Trabzon-Konya çekişmesi üzerine yazılmıştır.


Trabzon, yeşilliği bol olan Karadeniz'in doğusunda bulunan ülkemizin güzel mi güzel bir şehridir.Bu şehri,ülkemizin diğer 80 şehrinden ayıran en büyük özelliği futbola olan tutkusudur.Trabzon için futbol; yemek yemek,uyumak ve tuvalete gitmek gibi insanın temel ihtiyaçlarından birisidir.Diğer şehirlerdeki gibi başarıyla desteklenmeye başlanan bir olgu değildir.Nitekim şehirde yaşayanların maçları tamamen doldurması ve buna bağlı olarak takımına sahip çıkması, bugün Trabzon'u Anadolu'nun en büyük kulübü yapmış ve şampiyonluklar görmesini sağlamıştır.Bu şampiyonlukları da yaşarken altyapısından çıkardığı Trabzon doğumlu oyuncular çok önemlidir(Ali Kemal Denizci,Şenol Güneş vs.).Son 20 seneye baktığımızda da, belki de şampiyon olamamasının en büyük nedeni Trabzonlu olan oyuncu sayısının azlığıdır.Trabzonlu futbolcular Trabzonspor'da belki azdır ama Türkiye Futbolu'na damgasını vuran oyuncular genelde Trabzonlu'dur.Fatih Tekke,Şenol Güneş,Ali Kemal Denizci,Hami Mandıralı ve Emre Belözoğlu bunlardan sadece birkaçıdır.Kısacası bir Trabzonlu için futbol Trabzon,Trabzon'da futboldur.Şimdi diyebilirsiniz Trabzon ve futbolun birbiriyle alakası fazla ama Suat Kaya'da neyin nesi?Doğru Suat Kaya'nın Trabzon'la bir alakası yoktur aslına bakarsanız bu yazıyla da pek bir alakası yoktur.Suat Kaya sadece Konyaspor'da bir kaç sezon oynadığı için bir arkadaşımız tarafından Konya'lı sayılmış ve Trabzon mu Konya mı tartışmasında,arkadaşımız tarafından "Konyalı" görülmüştür ama arkadaşımız küçük bir detayı atlamıştır.Suat Kaya URFALIDIR.